Türkiye’de ilk defa DNA analizine uygun dozda ilaç kullanımı!

Türkiye’de ilk defa DNA analizine uygun dozda ilaç kullanımı!

Sağlıkta devrim niteliğinde bir ilke imza atıldı. Gerçekleştirilen bu ilkle birlikte artık ilaç kullanımı için DNA analizi yapılacak ve buna uygun dozda ilaç kullanımı sağlanacak. Tıpta devrim niteliği taşıyan bu uygulamanın ülkemizde uygulanıyor olması da ayrı bir gurur veriyor.

Ülkemizde yapılan araştırmaların ardından yeni bir ilke daha adım atıldı. Sağlık alanında yapılan bu büyük gelişme sağlığımızı emanet ettiğimiz doktorlara katbekat güvenimizi artırıyor. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) bünyesinde açılan Farmakogenetik Laboratuarı’nda yapılan DNA analizlerine uygun olarak kanser hastaları, psikiyatri hastaları ve kalp hastaları artık genetik özelliklerine uygun olacak bir dozda ilaç kullanabilecekler.

Sağlığımızı güvenle ellerine bırakacağımız Türk hekimleri Atamızın sözünü kulaklarımızda çınlatıyor: ‘’Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!’’ Bu sözü sonuna kadar hak eden doktorlarımızın uygulamaya geçireceği bu hizmetle kişiye özel ilaç ayarlanabilecek.

Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın (MARKA) finansmanlığıyla hayata geçirilen Farmakogenetik Laboratuarı kişilerden alınacak olan kan örneklerinin analizi sonucu genetik kodlara uygun ilaç dozu ayarlanmasını saylayacaklar. Hastaların ilaç kullanımının yoğun olup olmayacağına böylelikle karar verilecek.

Projenin hayata geçirilmesinde büyük emeği olan ve proje koordinatörü olan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akçahan Gepdiremen, Farmakogenetik Laboratuarı’nın açılmasındaki amaç hastalara daha uygun dozda ilaç verilmesini sağlamak ve ilaçların yan etkilerinin ortadan kaldırılmasıdır, dedi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akçahan Gepdiremen yapılan incelemeler hakkında şunları dile getirdi: “Örneğin, 3 tane kanser hastası var. Bunlar aynı boy, kilo ve aynı yaşta, kullanılan ilaç dozu aynı ama 3 hasta da farklı cevaplar verebiliyor. Birinci hastamızda ilaç dozu çok iyi gelebiliyor ve hasta tedavi olarak hastalığından kurtulabiliyor ama ikinci hastada bu doz yetersiz olabiliyor ve kanser büyümeye devam ediyor. Üçüncü hastada ise doz fazla gelip kanseri kurutmakla kalmıyor, hastanın enfeksiyondan ölmesine sebep olabiliyor. Diğer taraftan kardiyoloji hastalarında, anjiyo yapılacak hastalarda kan sulandırıcı ilaç veriyorsunuz, bu bazen çok geliyor ve hastada beklenmedik kanamalar ortaya çıkabiliyor. Bu tür riskleri ortadan kaldırmak için oluşturduğumuz bir sistem.”

Kişinin hastalığı için kullandığı ilaç karaciğerin enzimleri yardımıyla parçalanır ancak; bu parçalanma süreci kişinin genetik özelliklerine göre farklılık göstermekte bu konuya da değinen Prof. Dr. Akçahan Gepdiremen, “Bugüne kadar körleme tedavi ile yapılıyordu. Doz yetmiyorsa biraz daha doz ekleniyordu ya da dozu azaltılıyordu. Buradaki amacımız, riskli hasta gruplarında analizler yapıldıktan sonra tedavilerine başlanarak nokta atış sağlanması, yani öngörülen tüm yan etkilerin ve oluşabilecek klinik problemlerin önüne geçerek güvenli ve etkili tedavi yöntemi sağlamaktır.

Öncelikle hastaların kanından DNA izolasyonu yapılıyor. Bu DNA izole edildikten sonra istenen bölge, ‘psiar’ denilen aletle çoğaltılıyor. Daha sonra bir cihazımızla yaklaşık 4 saat içinde istenilen bölgenin hangi mutasyona sahip olduğu, hastaların ilaçları hızlı mı, normal mi metobolize ettiğine dair raporların elimize geçmesine ve reçeteyi yazacak olan hekimin de rahatlamasına sebep oluyor. Bu sayede herhangi bir yan etkiden kaçınmış oluyoruz.” dedi.

Prof. Dr. Akçahan Gepdiremen şunları da sözlerine ekledi: “Piyasada bulunan 7 bin civarında ilacın tamamına yakınının güvenliğini sağlayabilecek durumdayız. Çevre illerden buraya kan, DNA örneği ve hasta gönderilebilir. Bu bölümle ilgili sitemizden bilgi alabilirler. Bu konuyla ilgili tüm Türkiye’nin hizmetindeyiz. Bu laboratuvara kişiler gelip kendileri başvuru yapabilecek.”

Sevilay Gürsoy

Tibbiyardim.com

 


facebook-paylas

Yorum Yok





Tibbiyardim.com Site İçi Arama:

Ana Sayfa

Anasayfa Anasayfa için tıklayınız !

Reklam