Adölesan Sağlık Sorunları

Temmuz 30th, 2012 Genetik HastalıklarHalk Sağlığı 0 Comments
Adölesan Sağlık Sorunları

Adölesan Sağlık Sorunları

Adölesan, çocukluk döneminden yetişkinliğe geçişi ifade eder. Bu dönemde dramatik olarak belirgin fiziksel ve psikolojik değişiklik­ler olur. Adölesanlar risk almaya eğilimlidirler. Birleşik devletlerde adölesan ve genç erişkinler arasında ölümlerin %73’i motorlu taşıt kazaları ve diğer kazalar, cinayet ve intihardır. Adölesanlar seksüel olgunlaşmanın bir sonucu olarak seksüel tecrübeye başlarlar ve ne­ticede seksüel geçişli hastalıklara, istenmeyen gebeliklere maruz kalırlar. Altta yatan bir hastalığı bulunan adölesanlar psiko­lojik durumlarının bir sonucu olarak fiziksel bozukluklarını inkar ederler veya hastalıklarını kabullenmeyip tedavilerini zorlaştırırlar. Adölesanlar bu dönemlerde kazanılan ve çoğu yaşam boyu sürecek olan sağlıkta seçici olma davranışı kazanırlar, bunlar arasında diyet alışkanlıkları, egzersiz çeşitleri, tütün ve alkol kullanımı, sağlık ba­kım sistemleriyle etkileşim yer alır.

Ergenlik döneminde geniş değişimler mevcuttur, Ergenlik be­lirtileri Amerikan erkek çocuklarının %95’inde ilk olarak 9-14 (or­talama 11.5) yaşlarında belirir. Kızlarda ergenlik daha erken başlar, Amerikan kızlarının %95’i ergenliğe 8-12 (ortalama 10.5) yaşlarında girerler. Kızlarda adet görme yaşı geliş­miş ülkelerde son 100-150 sene içinde her on yılda bir yaklaşık 2-3 ay aşağıya inmektedir. Bu azalma muhtemel olarak sosyoekono­mik koşullar, beslenme durumunun düzelmesi ve daha sağlıklı ve iyi yaşamanın bir sonucudur. Birleşik devletlerde halihazırda orta­lama adet görme (menarş) yaşı 12.8 yıldır. Genetik faktörlerde ergenliğin seyri­ni etkiler. İkizler arasında yapılan çalışmalarda ortalama menarş yaşı, aynı yumurta ikizlerinde farklı yumurta ikizlerine göre daha benzer bulunmuştur. Sekonder seksüel gelişim Asya ve Afrika’da  Arap kökenli kızlarda Avrupa kökenli kızlara göre daha erken görü­lür. Ergenliğin erken başladığının saptanması, etnik farklılıklar ve ergenlik yaşının geniş dağılım gösterdiğinin bilinmesi veya gecikmiş ergenliğin saptanmasında önemlidir ve bu ko­nuda adölesan ve ebeveynlerin görüşleri fizyolojin değişimin doğal seyrini anlayabilmek bakımından önemlidir.

HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER

Ergene; growt hormon (Büyüme Hormonu) yapım ve etkinliğinin artışı, üreme sisteminin olgunlaş­ması, bazı hormonların yapımındaki değişikliklerinde aralarında bu­lunduğu hormonal sistemdeki dramatik değişiklikler eşlik eder. Bazı hormonların artışının bir sonucu olarak se­rum büyüme hormonu seviyeleri ergenin erken dönemlerinde artar. Büyüme hormonu etki mekanizmalarını artırır ve böylece kemik büyümesi hızlanır. Bu hormonlar ergenlik döneminde  uzun süreli etkin gösterirken bazı kemiklerin erken kapanmasına neden olarak boyun daha fazla uzama­sını sınırlar. İştah artışı boy atımıyla beraberdir ve uyku  geç saatlerde yatıp sabahları geç kalkmak şeklinde değişir.

Diğer seksüel karakterlerin gelişimi cinsel kılların çıkmasıyla başlar. Genel­likle bu dönem 6-8 yaşlan arasıdır ve hormonların büyük miktarda yapılmaya başladığı zamanı gösterir.

Ergenlik Bozuklukları

Ergenlikte genellikle ergenliğin erken dönemlerde, erkeklerde 9 yaşından önce, kızlarda 8 yaşından önce saptanmasıdır. Bazı yazarlar ergenin normal alt sınırını Kafkas kızlar için 7 yaş, Afrikalı-Amerikalı kızlar için 6 yaş olarak aşağıya indirilmesi gerektiğini düşünürler.

Psikolojik Değişiklikler ve Sosyal Faktörler

Adölesan yaşlar birçok psikolojik değişiklerle karakterizedir. Bunlar arasında (1) Soyut düşüncenin gelişimi (2)aileden büyük oran­da bağımsız olma (3) kişiliğin ve seksüel kimliğin şekillenmesi (4) de­ğer yargılarının gelişimi (5) sosyalleşmede artıştır. Adölesanların birçoğu için bu geçişler nispeten sorunsuzdur.  Diğer yandan bu yıl­lar sinir bozucu ve kargaşalı olabilir, Hem daha bağımsız olma hem de aile tarafından sağlanan fiziksel ve güvene ihtiyaç duyma duygusu birbirine zıt olarak geçlerde bulunur. Adölesanların sorumlulukları artar fakat henüz yetişkinlerin sahip oldukları bazı kanuni haklardan ve bazı sosyal haklardan mahrumdurlar. Adölesanların bu fo­rumu ebeveyn otoritesine karsı gelmeye ve çatışmalara neden olur. Adölesanlar aileden daha bağımsız olma ve kendi kimliklerini oluşturmak konusunda güçlü arzuya sahiplenirler. Bu yeni kimlik ken­di akran gurubundan ve bazı kaslı yapılardan (takım sporları) güçlü bir şekilde etkilenir. Rol dağılımı adölesanlarda oldukça sıktır. Bazı gençler birine olan şiddetli bir bağlılıktan hareketle diğer­lerine olumsuz davranabilirler. Bu geçici davranış değişiklikleri ye­rini daha kalıcı kişisel düşkünlüklere bırakır.

Adölesanlar aynı zamanda bazı geçici davranışların yatıştırılmasına uğraş da verirler. Çoğu kültürler erişkinliğe değişimi hız­landırmak ve geçiş ayinlerini tanıtmak için geleneksel değerleri kullanırlar.

Adölesan döneminde cinsiyet kimliği saptanmalıdır. Gerçi çocuklar nispeten sahip oldukları fiziksel görünümlerden kız yada erkek olduklarım anlarlar. Cinsiyet rolleriyle ilgili yaşanı­lan tecrübeler adölesanlarda sık görülen bir durumdur. Örneğin adö­lesanlar en azından değişik cinsleri hayal edebilirler (karşı cins gi­bi giyinme), hormonal seks dürtüsü ,yaşça daha büyük kadın veya erkekle cinsel ilişki düşünülebilir. Ergendeki hormonal değişiklikler fi­ziksel değişiklikler yanı sıra davranışları da etkilerler. Erkeklerde testeron seviyesinin artması, kızlarda ovaryan ve adrenal androjenlerin artması cinsel isteği artırır. Cinsel ilişki yaşı toplum içinde ve kül­türler arasında geniş farklılıklar gösterir. Fakat çoğunlukla bu yaşlar 15-18 yaşlarıdır. Erkeklerde cinsel ilişkinin kızlardan bir yıl kadar erken başladığı bilinir.

ADÖLESANLARDA ŞİDDET

Adölesan ve genç erişkinlerde şiddet oranı hem kurban hem de suç işleyenler olarak çok yüksektir. Erkeklerde şiddet kızlardan çok da­ha sık görülür ve suçluların %90’dan fazlasını 10-17 yaş grubu ki­şiler oluşturur. Etnik ve ırksal farklılıklar adölesan şiddetiyle an­lamlı birliktelik gösterir. Afrika kökenli Amerikalılar, Amerikan yerlilerinde, Asya ve Avrupalılara göre şiddete maruz kalma ve öldürücü şiddet uygulama daha fazla görülür. Şiddet ora­nındaki farklılığın nedenleri karmaşıktır. Yüksek orandaki ölümcül şiddet düşük sosyoekonomik durumla birliktedir, Kalabalık aileler, komşu ailelerin sayısal fazlalığı ve aileye eklenenlerin fazlalı­ğı, sosyal düzen bozukluğu bu oranlan artıran faktörlerdir. Çoğu va­kalarda bu olaylar birbirini etkiler; artan şiddet artan sosyal organizasyonun bozulmasına neden olur.

Potansiyel olarak patlamaya hazır bulunan suç çeteleri, üyelik için güç gösterisinde bulunurlar ve üyelikten çıkarmak için bazı tö­renler düzenlerler. Grup içinde yükselebilmek için şiddete dayanan bazı yararlılıklar göstermeye çalışırlar. Öldürücü suçlardaki artışın önemli bir bölümünü, ateşli silahları kullanma isteğinin fazla oluşu ve bu silahlara kolay erişilebilir olması oluşturur.

Hastalık Koruma ve kontrol merkezi 2005’te öğrencilerin yak­laşık dörtte birinin okul esnasında bir silah taşıdığını, daha önceki dönemlerde ise yaklaşık %8-10 oranında tabanca taşıdıklarını tes­pit etmiştir. Çoğu adölesanda silah kullanmanın sonucunu ve sos­yal anlamını kavramayı gerektiren beceri ve düşünce eksikliği mevcuttur. Gerçi ateşli silahlar şiddete neden olmazlar, fakat özel­likle el tabancaları öldürücü sonuçlara neden olmayı kolaylaştırır. Yaygın olarak cl tabancalarına erişimin zorlaştırılması ciddi yara­lanma ve adölesan suçlarını engellemede esastır.

Agresif davranışlar sıklıkla erken çocuklukta saptanır; müdahale şiddete son verebilir.

SAĞLIK PROBLEMLERİ

Adölesanlarda yaygın olarak bulunan ve risk almalarını kolaylaştı­ran genellikle ölümsüzlük duygusunun eşlik etliği bir dönem var­dır. Adölesan dönemine kadar etkileri veya tedavilerinin sonuçlarının sarktığı çocukluk dönemi hastalıklarının varlığı durumlarında farkına varan adölesan haksızlığa uğradığını düşünebilir.

MADDE BAĞIMLILIĞI

 

İlaç ve madde bağımlılığı adölesan­lar arasında hastalığın nüfusa oranını ve ölüm oranının önemli nedenlerindendir. Hastalığı olan bölgelere, etnik gruplara, yaş ve cinse göre oldukça değişkendir. Maddeye başlama yaşı tedrici ola­rak azalmaktadır. 2007’de Amerikan gençleri arasında madde kullanımı veya bağımlılığı yaşamları boyunca değişik evreler gösterir.. Sigara kullanımı %70, alkol kullanımı %79, koka­in %8, , enjeksiyon suretiyle kullanılan kanun­suz ilaçlar %2, diğer yasadışı ilaçlar %17 oranında kullanılır.

Madde bağımlılığında bağımlılık şekilleri sürekli değişir

ADÖLESANLARDA YEME BOZUKLUKLARI

Çoğu adölesanda hızlı büyümenin düzenlenmesi için gerekli kalorinin temini ve artan enerji ihtiyacını karşılama gereğinin bir sonucu olarak iştah artmıştır. Adölesanların farklı fiziksel, psikolojik ve sosyal dönem­lerde gelişimin devamının sağlanması nedeniyle yeme düzenleri sü­reklilik kazanmıştır. Adölesanlarda (kg)/Boy (m2), olarak ölçülen, vücut kitle indeksi yaş ve cinse göre değişiklikler göstermesi normaldir.


facebook-paylas

Etiketler

Yazar TürkEagle

» 96 yazısı bulunmaktadır.

Yorum Yok





Tibbiyardim.com Site İçi Arama:

Ana Sayfa

Anasayfa Anasayfa için tıklayınız !

Reklam