Diare ve Konstipasyon (İshal ve Kabızlık )

Temmuz 7th, 2012 DahiliyeEnfeksiyon HastalıklarıGastrointestinal Sistem Hastalıkları 0 Comments
Diare  ve Konstipasyon (İshal ve Kabızlık )

Diare  ve Konstipasyon (İshal ve Kabızlık )

Diare  ve konstipasyon (ishal ve kabızlık) son derece yaygın görülen, tıbbi kaynakla­rın tüketimi, işgücü kaybı açısından önemli bir sorun­dur. Tüm dünyada, bir milyardan fazla insan yılda bir veya daha fazla akut diare epizodundan yakınır. ABD’de geçici diareden etkile­nen yıllık 100 milyon kişiden yaklaşık yarısının aktiviteleri kısıtla­nır, %10’u doktora müracat eder, 250.000’i hastaneye yatış gerek­tirir ve daha çok yaşlılar olmak üzere hemen hemen 3000’i ölür. Topluma getirdiği ekonomik yük 20 milyar dolardan daha fazladır. Yetersiz koruma ve sağlık hizmetlerine sınırlı erişim gibi sebepler­den dolayı gelişmekte olan ülkelerde akut enfeksiyöz diareler en önemli mortalité sebebi olarak kalmaya devam etmektedir, özellik­le çocukluk çağında yıllık 5-8 milyon ölümden sorumludur.

Kronik (Kalıcı) diare ve konstipasyon ile ilişkili toplumsal istatistikler, muhteme­len tanımlanma ve bildirimdeki değişkenliklerden dolayı daha kuşkuludur, fakat hu durumların sıklığı yine de yüksektir. ABD toplum çalışmaları göz önüne alındığında kronik diare prevalansı (toplumda aynı süre içinde belli bir hastalığa tutulanların sayısı.) %2-7, kronik konstipasyon prevalansı ise %3-17’dir. Diare ve konstipas­yon pratisyen hekimler ve dahiliye uzmanlarına başvuran hastaların en sık şikayetidir ve gastroenteroloji uzmanlarına sevk edilen hastaların %50’sini oluştururlar.

Diare ve konstipas­yon bir taraftan sıkıntı veren bir semptom(belirti) olabileceği gibi, öte yandan şiddetli veya hayatı tehdit edici bir has­talığa bağlıda olabilir. Hafif semptomlar bile kolorektal (kolonun rektuma yakın bölümü) kanser gibi gastrointestinal bir hastalığın veya tiroid hastalıkları gibi sistemik bir bozukluğun işareti olabilir.

NORMAL FİZYOLOJİ

İnsanlarda ince barsaklar ve kolon, su ve elekrolitlerin emilimini ve sekresyonu, içeriğin transferi ve depolanması ve in­ce barsaklarda absorbe edilmeyen karbonhidratların bakteriyel me­tabolizmasından sonra bazı besinlerin kurtarılması gibi önemli fonksiyonlara sahiptir. Sıvı ve elektrolit dengesindeki değişiklikler diareye cid­di bir biçimde katkıda bulunur. Kolonun motor ve duygusal fonksiyonundaki bozukluklar alıngan barsak sendromu, kronik diare ve konstipasyon gibi sık görülen sendromlara yol açar.

Günlük ortalama 9 litre sıvı gastrointestinal sisteme girer, yaklaşık 1 litre rezidüel sıvı kolona ulaşır, gaitada günlük sıvı atılımı yakla­şık 0.2 L/gün’dür. Kolon büyük bir genişleme kapasitesi ve fonksi­yonel reserve sahiptir ve günlük 0.8L/gün olan alışılmış hacmini dört kata kadar arttırabilir, sağlanan akım hızı reabsorbsiyona olanak sağlar böylece kolon ince barsaklara ait absorbtif ve sekretuar bozuklukları bir ölçüde kompanse (durgunlaşma) edebilir.

Kolonda sodyum emilimi daha çok elektron düzeyinde­dir, emilim apikal membranda olur, aynı zamanda sod­yum pompasının pompalama fonksiyonu ile kompanse (kontrol) edilir. Angiotensin ve aldosteron aynı zamanda kolondaki absorbsiyo­nu (emilimi de) da etkiler, bu durum distal kolon epiteli ve renal tübüllerin ortak embriyolojik gelişimini yansıtır.

Diare

Tanım; Diare, şekilsiz ve sıvı gaitanın (dışkının) artmış sıklıkta anormal bir şekilde rahatsızlık veren durumudur. Batı diyeti alan erişkinlerde günlük gaita miktarının 200 g üzerine çıkması ishal olarak adlandırılır. Tanısal yaklaşımlar açısın­dan süre önemli olduğundan dolayı diarenin süresi 2 haftadan az ise akut, 2-4 hafta arasında ise orta derece, 4 haftanın üzerindeyse kronik olarak tanımlanabilir.

 

Akut diare vakalarının %90’ından fazlası enfeksiyöz ajanlarla olur, bu va­kalarda genellikle bulantı, ateş ve karın ağrısı eşlik eder. %10’luk kısım, ilaçlar, toksik gıdaların alımı, iskemi ve diğer du­rumlara bağlıdır.

Akut (Geçici) diare belirtileri;

  1. Seyahat edenler
  2. Belirli gıdaları tüketenler; piknik, restoran gibi yerlerde gıda tüketiminden  hemen sonra  başlayan diare, tavuk etinden, tam pişmemiş hamburgerden, pirinçten  ve deniz ürünlerinden oluşmasına yol açabilir.
  3. İmmün yetersizlik olan kişilerde diare için risk grubundandır. Bu hastalarda yaygın görülen daha şiddetli ve uzamış diaredir.
  4. Gönüllü bakıcılar ve aile üyeleri
  5. Bakım evi çalışanları; enfeksiyöz diare bir çok hastane ve uzun dönem bakım hizmeti veren yerde, hastane kökenli enfeksiyonların önemli bir kısmını oluşturur.

Diğer Sebepler; Akut diarenin enfeksiyon olmadan olan sebepleri oranında en yaygını ilaç kullanımıdır. Hastalarda ilaç kullanımı ile semp­tomların başlangıcı arasında bir ilişki varsa, bu etyolojiden düşünü­lebilir. Bir çok ilaç diare oluşturmasına rağmen en fazla suçlanan­lar, antibiyotikler, kardiak antiaritmikler (kalp atımı düzenleyiciler), antihipertansifler (yüksek tansiyon düzenleyiciler), antiinflamatuar(enfeksiyon ilaçları) ilaçlar, bazı antidepresanlar(Depresyon ilaçları), bronkodilatörlerdir (solunum yolu açıcılar). İskemik kolit, tipik olarak 50 yaşın üzerindeki kişilerde olur, başlangıçta sulu, daha sonra kanlı diare ile birlikte alt kadran­larda akut başlangıçta karın ağrısı vardır ve genellikle sigmoid ve­ya sol kolonda akut enfeksiyon ile sonuçlanır.

Hastaya Yaklaşım

Akut diareyi tetkik etmeye karar vermede diarenin şiddeti ve süre­si ile konakçıya ait faktörler önemlidir. Bir çok akut diare atağı hafif ve kendi kendini sınırlayan tiptedir. İleri tetkik ge­rektiren durumlar şunlardır; dehidratasyona yol açan büyük volümlü diare, kanlı diare, ateşin 38.5° C’nin üzerine çıkması, 48 saatten fazla devam etmesi, toplum sağlığını ilgilendiren salgınlar, 50 ya­şın üzerine şiddetli karın ağrısı ile birlikte olması, yaşlılar (70 ya­şın üzerinde ve immün sistemi baskılanmış hastalar). Fekal lökositoz ile birlikte orta derecede şiddetli febril diaresi olan (veya laktoferrin ya da calprotectin gibi fecal lökosit proteinleri artmış olan) bazı hastalarda tanısal değerlendirme yerine ampirik antibiyotik te­davisi yapılabilir.

Akut Diarede Tedavi

Akut diarenin tüm formlarında tedavinin temeli sıvı ve elektrolit tedavisidir. Hafif vakalarda sadece sıvı replasmanı yeterli olmayabilir. Oral şeker-su solüsyonları (sporcu içecekleri veya özel hazırlanmış içecekler) şiddetli diaresi olan hastalarda esas ölüm sebebi olan dehidratasyonu engellemek için hemen baş­lanmalıdır. Şiddetli dehidratasyonu olan hastalarda özellikle çocuk­lar ve yaşlılarda, intravenöz dehidratasyona ihtiyaç vardır.

Orta derecede şiddetli, ateşi olmayan ve gaitada kan olmayan hastalarda bazı ajanlar semp­tomların kontrol edilmesinde yararlı olabilir. Ateşli dizanterilerde bu tür ajanlardan kaçınılmalıdır, kullanımları hastalığın uzamasına ya da alevlenmesine yol açabilir. Bir ajan (bizmut) ishal ve kus­ma semptomlarını hafifletebilir ancak bizmut ensefalopatisi riskin­den dolayı immün sistemi bozuk hastalarda kullanılmamalıdır.

Akut diare vakalarında antibiyotiklerin doğru kullanımı hastalı­ğın şiddeti ve süresini azaltabilir. Birçok klinisyen, orta ve şiddetli febril dizanterisi olan hastalan, tanısal değerlendirme yapmadan ciprofloksasin gibi (500 mg günde 2 kez, 3-5 gün) bir kinolon ile tedavi eder.

TibbiYardim.com Yazarı
Şahin


facebook-paylas

Etiketler

Yazar TürkEagle

» 96 yazısı bulunmaktadır.

Yorum Yok





Tibbiyardim.com Site İçi Arama:

Ana Sayfa

Anasayfa Anasayfa için tıklayınız !

Reklam